Content

20 Ocak 2019 Pazar

Tıp Fakültesi Okumak veya Tıpçı Olmak V3

Tıp Fakültesi Okumak veya Tıpçı Olmak V3

Ä°lgili resim

Bu başlıktaki konumuza geçmeden önce varlığıyla gurur,onur duyduğumuz bir bilim insanından kısaca bahsetmek istedim.

Dr.Aziz Sancar hocamız 1946 yılında Mardin'in Savur ilçesinde doğdu.İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesini 1971 yılında bitirdikten sonra Mardin Savur'da iki yıl doktorluk yaptı ve ardından ABD'ye gitti.Burada Dallas'taki Texas Üniversitesi'de doktorasını yaptıktan sonra,Yale Üniversitesi'nde DNA onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı.
1997 yılından bugüne Amerika Birleşik Devletleri North Carolina-Chapel Hill'de North Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü'nde görev yapan Prof. Sancar, gerçekleştirmiş olduğu 300'e yakın bilimsel makale ve bu makalelere yapılan 12 binden fazla atıfla, bilimsel araştırmada eşine az rastlanır bir başarıya imza attı. 33 kitap yayınladı.
Hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmıştır. Aziz Sancar ödüle ABD'li Paul 
Modrich ve İsveçli Tomas Lindahl ile birlikte layık görüldü.

Bunu neden anlattın şimdi?

Hemen anlatıyorum.Bugünkü konumuz md,phd kavramları ve Türkiye'de biz doktorların üzerinde hiç durmadığı bu konunun aslında ne kadar önemli olduğu...

MD-PHD mi?

Kesinlikle.Tıp fakültesini bitiren bıcırık mezunlar MD ünvanları ile mezun olurlar.Fakat eğitim programımız bunun yanında bize GP yani pratisyen hekim yetkisi de verir.Bu sayede biz sanki hiç doktor yokmuş gibi ülkenin her bir köşesinde çalışmaya yetkin görülür ve mecburi hizmet kura sistemi ile gönderiliriz.(Mecburi hizmet konusuna daha fazla değinmiyorum.

PHD ise Doktor of Philosophy anlamına gelir.Bu uzmanlık dediğimiz ünvanın yanında devasa bir ünvandır.Tüm dünyada geçerlidir.Bir bilim dalında alınabilecek en yüksek akademik ünvandır.

Bir dakika!Profesörlük ne oluyor peki?

Profesörlük idari bir kadrodur.Akademik bir temele dayanıyor gibi gözükse de dünyada genel bir geçerliliği yoktur.Yani burada bir üniversite profesörü eğer doktora veya yüksek lisans yapmamışsa dünya genelinde MD sayılır.Bunu kanıtlamak gerekirse herhangi bir yabancı üniversite ile bir Türk üniversite akademik sayfalarını yanyana getirebilirsiniz.

MD-PHD olunca ne oluyor peki?

Yani baya iyi bir şey oluyor:)MD-PHD dünya çapında oldukça saygın bir akademik derecedir.Eğer yurtdışında tanınmak,Aziz Sancar hocamız gibi bilimsel çalışmalar ile uğraşmak isterseniz PHD mutlaka yapmalısınız.Tıp fakültelerinde akademik kadrolardaki herkesin PHD yapmaları mutlak bir zorunluluk olmalıdır.Yani çeşitli laboratuvar ve bilimsel araştırmalar ile akademisyenlik nosyonu kazanılmalıdır.Yalnızca klinik yönler güçlendirilerek ve maddi bir kaygı taşınarak akademik kariyer yapılmamalıdır.

Peki bizler yapabilirmiyiz?

Elbette ki tüm tıp fakültesi öğrencileri,doktora programlarına kabul alma konusunda diğer fakültelerdeki öğrencilerden daha avantajlıdır.Temel tıp kadroları tıp öğrencileri tercih etmediğinden dolayı boş kalmakta ve bu kadrolar başka fakülte öğrencilerini kabul etmektedir.

Eğer maddiyat düşünülecek olursa,20 yıllık projeksiyonda temel tıp bilimlerinin ve araştırmacılarının önü hayli açık görülürken,yapay zeka teknolojilerinin gelişmesi ile klinik bilimlerin gelecek yıllarda işlerinin azalması tehlikesi göze çarpmaktadır.Ayrıca üniversitelerde tıp fakültesi kökenli akademisyenlerin iş bulma potansiyelleri daha fazla olmaktadır.(üstelik özel sektörde inanılmaz maaş ve araştırma olanakları ile)





0 yorum:

Yorum Gönder

Herkes için tıp kanıta dayalı,basit ve eğlenceli tıbbi bilgiler vermek üzerine kurulmuş olup blogdaki bilgiler ile tedavi yapılması önerilmez,sorumluluk kabul edilmez.

Herkes İçin Tıp©

Arama